Haberler Mail veya WhatsApp olarak gelsin!
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli, Denizli Hierapolis Antik Kenti’nde 17. İtalyan Arkeoloji Sempozyumu’nda bir araya geldi. Programda iki ülke arasındaki arkeolojik ortaklıkların stratejik önemi vurgulanırken planlanan konser yağış nedeniyle iptal edildi.
Denizli Hierapolis Antik Kenti, 17. İtalyan Arkeoloji Sempozyumu’na ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli’nin katılımıyla düzenlenen programda iki ülke arasındaki arkeolojik ortaklıkların stratejik önemine dikkat çekildi. Açılışa çok sayıda Türk ve İtalyan bilim insanının yanı sıra kent protokolü de iştirak etti. Tarihi atmosferiyle öne çıkan antik kentte gerçekleştirilen buluşmada ortak bilimsel çalışmalar ele alındı.

"HİERAPOLİS, TÜRK VE İTALYAN BİLİM İNSANLARINI ORTAK BİR BİLİMSEL AMAÇ ETRAFINDA BULUŞTURUYOR"
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Hierapolis’in Türk ve İtalyan bilim insanlarını ortak bir bilimsel amaç etrafında buluşturduğunu belirtti. Bakan Ersoy, “Bugün Hierapolis’te, Anadolu’da uzun yıllardır süren uluslararası bilimsel çalışmaların, Türkiye ile İtalya arasında giderek güçlenen kültürel iş birliğinin ve ülkemizin arkeoloji alanında ortaya koyduğu yeni yaklaşımın önemli bir buluşmasına tanıklık ediyoruz. Antik çağda farklı toplulukları, inançları ve kültürleri bir araya getiren bu kent, bugün de Türk ve İtalyan bilim insanlarını ortak bir bilimsel amaç etrafında buluşturuyor. Hierapolis’te 70 yıl önce başlayan İtalyan kazı heyeti çalışmalarına bakanlığımızın ‘Geleceğe Miras Projesi’ kapsamında Pamukkale Üniversitesi’nden bilim insanlarımızın da katkı sunması, bizim arkeoloji alanında geliştirmeye çalıştığımız iş birliği modelinin çok güzel bir örneğidir. Arkeoloji artık yalnızca bir yapının veya bir buluntunun ortaya çıkarılmasından ibaret değildir. Kazıyla başlayan süreç koruma, restorasyon, çevre düzenlemesi, ziyaretçi yönetimi, müzecilik, bilimsel yayın ve toplumla buluşma aşamalarıyla birlikte ele alınmaktadır” ifadelerini kullandı. Ersoy, arkeolojinin kapsamlı bir süreç olarak değerlendirildiğini aktardı.

"DENİZLİ'NİN UNESCO LİSTELERİNDE OLMASININ ULUSLARARASI POTANSİYELİNİN AÇIK GÖSTERESİDİR"
Bakan Ersoy, Denizli’nin arkeolojik çalışmaların en yoğun sürdüğü kentlerden biri olduğunu ifade etti. Uluslararası arkeolojik iş birliğini Türk arkeolojisinin bilimsel kapasitesini büyüten bir yapı olarak gördüklerini kaydeden Ersoy, “Bu sempozyumun Denizli’de düzenlenmesi de bu bakımdan son derece yerindedir. Çünkü bugün Denizli, Türkiye’de arkeolojik ve kültürel miras araştırmalarının en yoğun biçimde sürdürüldüğü illerimizden biridir. Pamukkale Hierapolis’in hem kültürel hem doğal miras alanı olarak UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunması, Laodikeia’nın ise UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer alması Denizli’nin sahip olduğu uluslararası düzeyde potansiyelin açık bir göstergesidir” diye konuştu. Bu değerlendirmelerle kentin miras alanlarının önemi vurgulandı.

TÜRK-İTALYA İŞ BİRLİĞİNİN GELECEK PROJELERİ ANLATILDI
Türkiye ile İtalya arasındaki bilimsel ve kültürel iş birliklerini çeşitlendirmeyi hedeflediklerini belirten Bakan Ersoy, Truva ve Roma sergisinin hayata geçirildiğini açıkladı. Türkiye’nin farklı müzelerinden seçilen 221 adet eserin Roma’da sergilendiğini hatırlatan Ersoy, “Önümüzdeki dönemde bu iş birliğini daha da çeşitlendirmeyi hedefliyoruz. Efes Ören Yeri ile Pompeii Arkeoloji Parkı arasında bilimsel ve kültürel iş birliğinin geliştirilmesine yönelik güçlü bir diyalog sürecini başlattık. Mersin Elauussa Sebaste Antik Kenti’nde ise İtalya Kültür Bakanlığı Arkeoloji Merkez Enstitüsü ile ortaklaşa yürütülmesi planlanan projeyi 2027 yılında hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Kapadokya’da da Türk ve İtalyan uzmanlar kültür varlıklarının korunması ve özellikle duvar resimlerinin konservasyonu alanında birlikte çalışmalar yürütüyorlar” dedi. Bu projelerle iş birliğinin farklı alanlara yayılacağı belirtildi.
KÜLTÜR VARLIKLARI KAÇAKÇILIĞIYLA MÜCADELE VURGULANDI
İki ülkenin kültür varlıkları kaçakçılığı konusunda ortak hassasiyet gösterdiğini ifade eden Bakan Ersoy, son yıllarda İtalya’da ele geçirilen ve Türkiye’ye iadesi sağlanan kültürel varlıkların somut sonuçlar ortaya koyduğunu kaydetti. Ersoy, “Kazı alanlarında bilim insanları bir araya geliyor, laboratuvarda uzmanlar birlikte çalışıyor, müzeler ortak sergiler düzenliyor, genç araştırmacılar yeni bilimsel ağlara katılıyor ve kültür varlıklarımız ortak bir sorumluluk anlayışıyla korunuyor. Türkiye sahip olduğu arkeolojik zenginliğin büyüklüğünün ve bunun beraberinde getirdiği sorumluluğun farkındadır. Bizim hedefimiz; Türkiye arkeolojisini daha güçlü bilimsel imkanlarla desteklemek, kazı ve koruma çalışmalarının sürekliliğini sağlamak, Türk bilim insanlarının uluslararası bilim dünyasındaki etkinliğini arttırmak ve ülkemizde çalışan yabancı bilim heyetleriyle nitelikli, karşılıklı ve kalıcı ortaklıklar geliştirmektir” ifadelerini kullandı. Bu hedeflerle arkeoloji alanındaki çalışmaların güçlendirilmesi amaçlanıyor.
İTALYA KÜLTÜR BAKANI ORTAK HAFIZAYA DİKKAT ÇEKTİ
İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli, her antik şehrin bir kavşak ve her limanın bir köprü olduğunu belirtti. Giuli, “Tıpkı her arkeolojik buluntunun, görünüşte sessiz olan karşılıklı etkileşimlerin, buluşmaların ve alışverişlerin yalnızca birer tanığı olması gibi. İtalya ve Türkiye, bugünkü statü sınırlarını binlerce yıl öncesinden aşan bir hafıza coğrafyasını korumaktadır. Akdeniz, halklarımızı konuşturarak olağanüstü bir medeniyet altyapısı olmuştur; rotaları malları ve fikirleri, tanrıları, alfabeleri, teknikleri ve dünya görüşlerini taşımıştır. Birkaç ay önce Kolezyum Arkeoloji Parkı’nda Bakan Ersoy ile birlikte iki Kültür Bakanlığı’nın iş birliği sayesinde Kolezyum içinde ağırlanan ‘Truva ve Roma’ sergisini açtık. Flavius amfiteatr milyonlarca ziyaretçisine, Roma ile Romalıların gelmeyi seçtiği Küçük Asya şehri arasındaki mitolojik ve tarihi bağın derinliğini sunan bir sergidir bu. Ve bugün Hierapolis’te bu ortak yola devam etmek için yeniden bir aradayız; burada arkeolojik araştırma karşılıklı bir bilgi aracı hâline gelmektedir ve kültür, dostluğumuzun en derin dillerinden biri olarak kendini göstermektedir” dedi. Konuşmada tarihsel bağların önemi aktarıldı.
"ANTİK TRUVA ZAMANINDAN BERİ HALKLARIMIZ ORTAK BİR KADERLE BAĞLIDIR"
Türkiye ile İtalya’nın bağlarının tarihe dayandığını ifade eden İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli, Helenistik Hierapolis kurulmadan önce Frigyalıların termal mağarada Büyük Ana Cibele’ye tapındığını hatırlattı. Giuli, “Akdeniz Havzası’nın dini ve kültürel olaylarını, Türkiye devlet müzelerinin bilimsel katkısı ve ödünç verdiği eserlerin de yer aldığı başka büyük bir sergi olan ‘Magna Mater’de de hatırlamak istedik. Bu akşam açtığımız bilimsel buluşma, iki milletimiz, aynı denizin iki kıyısı, antik bir şimdinin iki tarihi arasındaki bağın ne kadar derin ve köklü olduğuna tanıklık etmektedir. İtalya ve Türkiye, geleceğe yönelik canlı bir sorumluluk olan bin yıllık bir geçmişi paylaşmaktadır. Arkeolojik iş birliği bu anlamda, yöntemi paylaşmak, yetkinliklere saygı duyarak sit alanlarını korumak ve bilgiyi yeni nesillere aktarmak yoluyla İtalya ve Türkiye arasındaki dostluğu günlük olarak pratik eden somut bir kültürel diplomasi biçimidir. Sonuç olarak geçen yıl Roma’daki İtalya-Türkiye Zirvesi vesilesiyle Bakanlar Kurulu Başkanı Giorgia Meloni’nin de hatırlattığı gibi, ikili ilişkilerimiz ekonomik boyutun çok ötesine geçen stratejik bir değere sahiptir ve kültürde en derin ve en kalıcı ifadelerinden birini bulur. Antik Truva zamanından beri halklarımız ortak bir kaderle bağlıdır. Bugün Akdeniz havzası için barış, refah ve iş birliği dolu bir geleceği birlikte inşa etmek amacıyla bu olağanüstü kültürel mirasa başvurmakla çağrılıyız. Eminim ki bu buluşmadan yeni ve ileri iş birliği ortaklıkları doğacaktır ve karşılıklı bilgi, kazı çalışmalarımızdaki en iddialı şantiyemiz ve kardeşliğimiz, kültürü tüm medeniyetlerin evi olarak yaşamak isteyen herkes için bir referans modeli olacaktır” diye konuştu. Bu ifadelerle ortak geçmişin gelecek iş birliklerine temel oluşturduğu belirtildi.
KONSER YAĞIŞ NEDENİYLE İPTAL EDİLDİ
Sempozyum kapsamında antik kentte Şef ve Solist Riccardo Zamuner yönetiminde İzmir Devlet Senfoni Orkestrası tarafından icra edilmesi planlanan konser aniden bastıran yağış nedeniyle iptal edildi. Olumsuz hava şartları programın bu bölümünün gerçekleştirilmesine engel oldu. Sempozyumun diğer bilimsel oturumları ise planlandığı şekilde devam etti.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir