Haberler Mail veya WhatsApp olarak gelsin!
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış, Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu.
Halk sağlığı açısından sağlıklı yaşamı yalnızca bireysel tercihler üzerinden değerlendirmenin yeterli olmadığını söyleyen Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış, Sağlıklı gıdanın ekonomik olarak erişilebilir olması, okullarda sağlıklı beslenme ortamlarının oluşturulması, kentlerde yürüyüş ve fiziksel aktivite alanlarının bulunması, temiz hava ve suya erişim, güvenli çalışma koşulları ve yeterli sosyal desteğin sağlanması; sağlığın sosyal belirleyicileri arasında yer aldığını vurguladı. Bu nedenle halk sağlığının, bireylere yalnızca “daha sağlıklı yaşayın” demekle yetinmediğini söyleyen Prof. Dr. Meydan Acımış, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025–2028 küresel sağlık stratejisinde de sağlık eşitliğinin güçlendirilmesi, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin azaltılması ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi temel öncelikler arasında yer almakta olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış: “Sağlıkta eşitlik, toplum sağlığının vazgeçilmezidir. Toplumdaki herkes aynı koşullarda yaşamıyor. Yoksulluk, işsizlik, eğitim olanakları, çalışma koşulları, yaş, cinsiyet, engellilik, yaşanılan bölge, barınma koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimdeki farklılıklar insanların sağlıklarını doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle sağlıkta eşitsizliklerin azaltılması ve hiçbir bireyin sağlık hakkından geride kalmamasının sağlanması, temel bir halk sağlığı sorumluluğudur. Çevre sağlığı bugünün sorunudur. İklim değişikliği, aşırı sıcaklar, hava kirliliği, su ve toprak kirliliği, orman yangınları, seller ve diğer afetler toplum sağlığını giderek daha fazla etkiliyor. Temiz hava solumak, güvenli suya ulaşmak, sağlıklı gıdaya erişmek ve güvenli bir çevrede yaşamak yalnızca yaşam kalitemizi artıran unsurlar değildir; aynı zamanda birer halk sağlığı gereksinimi ve sağlık hakkının parçasıdır. Halk sağlığının en güçlü araçlarından biri, insanlara en yakın sağlık hizmeti olan birinci basamak sağlık hizmetleridir. Aşılama, kanser taramaları, kronik hastalıkların izlenmesi, gebelik ve çocukluk dönemi izlemleri, sağlık danışmanlığı ve sağlık risklerinin erken dönemde belirlenmesi gibi birçok koruyucu sağlık hizmeti birinci basamakta yürütülmektedir. Bu nedenle güçlü bir halk sağlığı sistemi için güçlü birinci basamak sağlık hizmetleri vazgeçilmezdir. Halk sağlığının güçlendirilmesi yalnızca sağlık çalışanlarının veya kurumların sorumluluğu değildir. Hepimizin bu konuda yapabileceği şeyler var. Örneğin; Aşılarımızı zamanında yaptıralım ve ulusal aşı programına uymaya özen gösterelim. Yaş ve risk grubumuza uygun kanser taramalarına katılalım. Günlük yaşamımızda daha fazla hareket etmeye çalışalım. Yeterli ve dengeli beslenelim. Tütün ve nikotin ürünlerinden uzak duralım. Ruh sağlığımızı en az fiziksel sağlığımız kadar önemseyelim. Gereksiz antibiyotik ve ilaç kullanımından kaçınalım. Çocuklarımızın sağlıklı büyüme ve gelişme hakkını destekleyelim. Yaşlıların, engellilerin ve diğer kırılgan grupların sağlık hakkını gözetelim. Sağlıkla ilgili bilgileri bilimsel ve güvenilir kaynaklardan edinelim. 3–9 Eylül Halk Sağlığı Haftası vesilesiyle, toplumun tüm kesimlerini sağlığın korunması ve geliştirilmesi konusunda ortak sorumluluk almaya davet ediyorum. Bir hekim olarak biliyorum ki hastalıkları tedavi etmek kadar, hastalıkların ortaya çıkmasını önlemek de büyük önem taşıyor. Sağlığımızı korumak; yalnızca bugünümüz için değil, çocuklarımızın ve gelecek nesillerin sağlığı için de atabileceğimiz en önemli adımlardan biridir. Çünkü sağlık bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır.” ifadelerini kullandı.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir