x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim

Paylaş

PAÜ Hastanelerinden İyot Eksikliğine Karşı Farkındalık Çağrısı

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Endokrin ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Semin Melahat Fenkci, iyot eksikliğinin sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekerek yeterli iyot alımının önemi hakkında açıklamalarda bulundu.

Admin EDİTÖR Giriş: 21.10.2026 - 22:05 Güncelleme: 21.10.2026 - 22:05
PAÜ Hastanelerinden İyot Eksikliğine Karşı Farkındalık Çağrısı

 

PAÜ Hastaneleri Endokrin ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semin Melahat Fenkci yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “İyot eksikliği bütün dünyada önemli bir sağlık problemi olarak önemini korumaktadır. Tiroid hormonlarının yapımı için gerekli olan iyot büyüme, gelişme, beyin fonksiyonları ve sinir sisteminin sağlıklı işleyişinde önemli rol oynar. Özellikle gebelik ve çocukluk dönemlerinde artan iyot ihtiyacının karşılanması anne ve çocuk sağlığı açısından büyük önem taşır. İyot ihtiyacı yaşa ve fizyolojik duruma göre değişmektedir. Ancak gebelik sürecinde ve büyümenin hızlı olduğu çocukluk döneminde iyot ihtiyacı artar. Tiroid hormonları ise iyot olmadan sentezlenemez. Doğada düşük dozlarda besinlerle alınan inorganik iyot organik yapıya dönüştürülüp hormon yapımında kullanılır. Tiroid hormonları ve dolayısı ile iyot anne karnında gebeliğin hem gelişmesi hem de sağlıklı bir süreçte devamı için gereklidir. İlk 18 haftada anne karnındaki fetüs kendi hormonlarını üretemez ve anneden yeterli hormonun çocuğa desteklenmesi gereklidir. Annenin bu desteği sağlayabilmesi için artan iyot ihtiyacı karşılanmalıdır ki çocuğun hormon ihtiyacı karşılansın.   Gebeliğin ilk üç ayı organların ve en önemlisi sinir sisteminin yapısının oluştuğu dönemdir. Bu sürede yetersiz iyot alınımı yetersiz tiroid hormon üretimine neden olur. Kretinisim denilen doğuştan duyma ve görme defekti ve zeka geriliği ile doğan çocuklardaki   sorun ciddi iyot eksikliğidir. Bu nedenle bütün dünyada iyot eksikliğinin önlenmesi bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmaktadır. Ülkeler bu sorun ile mücadele etmek için bazı besinlerin iyotlanması yoluna giderek soruna çözüm bulmaya çalışmaktalar. Buna rağmen iyot eksikliği dünyada halen ciddi bir sağlık sorunu olarak gündemini korumaktadır.

 

İyot alımında denge önemli; eksikliği de fazlası da risk taşıyor.

 

İyot eksikliğinin tiroid bezinin büyümesine ve guatr gelişimine neden olabildiğini belirten Fenkci açıklamalarına şöyle devam etti: “Gebelik döneminde düşük, ölü doğum ve bazı doğumsal sorunlar, çocuk ve ergenlik döneminde zihinsel ve fiziksel gelişimi olumsuz etkileri. Yetişkinlerde guatr, hipotiroidi ve zihinsel işlev bozuklukları görülebilmektedir. Geçmişe göre tuzların iyotlanması ile dünya genelinde iyot eksikliğinin önemi anlaşılmasına rağmen halen en sık görülen mikrobesin olarak dünya nüfusunun %25-40 kadarını etkilemektedir. Bu nedenle 20 yüzyılın başında besinlere iyot ilave edilerek bu sorun çözülmeye çalışılmıştır. En çok da tuzun iyotlanması gündeme gelmiştir. 2022 yılında 126 ülke zorunlu ve 21 ülkede gönüllü tuz iyotlanmasını kabul etmiştir. Türkiye’de de 1999 yılında Prof. Dr. M. Faik Erdoğan’ın başkanlığında iyot haritası çıkarılmış ve aynı yıl Sağlık Bakanlığının izni ile tuzlar iyotlanmıştır. Özellikle yemek pişirilmesi sırasında tuzun en son konulması ve tuzların ışık görmeyen kavanozlarda saklanması önem taşır. Yine gebelerde iyot replasmanının önemi çoğu kez topluma kazandırılmaya çalışılmıştır. Ama her şeyde olduğu gibi bazen yanlış kullanımlarda söz konusu olabilmektedir. Özellikle pandemi döneminde iyodun dezenfektan özelliği ile fazla dozlarda bilgisizce kullanılan yüksek dozda iyot alımı ise hem hipotioridi hem de hipertioridi riskini birlikte getirmektedir. Önemli olan doğru bilimsel verilere dayanan bilgiler ile halkın doğru aydınlatılmasıdır. Ama iyot eksikliği halen önlenebilir zeka geriliklerinin en önemli nedenlerinin başında olan bir toplum sağlığı problemi olarak görülmeye devam ettiği gerçeğidiHalk arasında unutkanlık çoğu zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak değerlendirilebiliyor. Oysa her unutkanlığı yaşlanmaya bağlamamak gerekiyor. Özellikle unutkanlık günlük yaşamı etkilemeye başlamışsa, bu durum Alzheimer hastalığı başta olmak üzere altta yatan başka bir nörolojik sürecin habercisi olabilir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bugün dünya genelinde 55 milyondan fazla demans hastası bulunuyor ve demans vakalarının yaklaşık yüzde 60-70'ini Alzheimer hastalığı oluşturuyor. Yaş ilerledikçe zaman zaman isimleri, randevuları veya bazı ayrıntıları unutmak normal olabilir. Ancak Alzheimer hastalığında görülen unutkanlık bundan farklıdır. Yeni öğrenilen bilgilerin kısa süre içerisinde unutulması, aynı soruların tekrar tekrar sorulması, daha önce sorunsuz yapılan yemek pişirme, fatura ödeme veya alışveriş gibi günlük işlerde zorlanma, tanıdık yerlerde kaybolma, zaman ve mekân kavramlarında karışıklık yaşama, kelime bulmakta güçlük çekme ya da karar verme becerisinde belirgin değişiklikler ortaya çıkması dikkate alınması gereken belirtilerdir. Bunun yanında kişilik ve duygu durumunda meydana gelen değişiklikler, içe kapanma veya belirgin şüphecilik de değerlendirilmesi gereken bulgular arasında yer alabilir. Alzheimer hastalığının beyinde amiloid plaklar ve tau protein birikimleriyle ilişkili ilerleyici bir nörodejeneratif süreç olduğunu biliyoruz. Bu süreç, hastalığın klinik belirtileri belirgin hale gelmeden yıllar önce başlayabiliyor. Bu nedenle erken dönemde ortaya çıkan belirtileri fark etmek ve gerekli değerlendirmeyi zamanında yapmak büyük önem taşıyor.”

Doç. Dr. Selma Tekin: “Akdeniz tipi beslenmenin tercih edilmesi, kaliteli ve düzenli uyku alışkanlığının sürdürülmesi ve sosyal izolasyondan kaçınılması da genel beyin sağlığını destekleyen önemli yaklaşımlar arasında.”

Alzheimer hastalığını tamamen önleyen ya da ortadan kaldıran kesin bir tedavinin henüz bulunmadığını belirten Doç. Dr. Tekin, günümüzde hastalığın seyrini yönetmeye yönelik önemli tedavi seçeneklerinin ve riskleri azaltmaya yönelik yaklaşımların bulunduğunu söyledi. Özellikle hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi damar sağlığını etkileyen risk faktörlerinin orta yaşlardan itibaren kontrol altında tutulmasının, düzenli fiziksel aktivite yapılmasının, zihinsel olarak aktif bir yaşam sürdürülmesinin, sosyal ilişkilerin korunmasının ve dengeli beslenmenin beyin sağlığı açısından önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Tekin, sözlerine şöyle devam etti: “Unutkanlık şikâyeti yaşayan kişilerin bunu yalnızca yaşlanmaya bağlayarak hekime başvurmayı ertelememesi gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Alzheimer tanısında hastanın öyküsü ve klinik değerlendirme temel olmakla birlikte, gerektiğinde nöropsikolojik testlerden, beyin görüntüleme yöntemlerinden ve uygun hastalarda biyobelirteç analizlerinden yararlanabiliyoruz. Günümüzde Alzheimer hastalığının seyrini yavaşlatmayı hedefleyen ve özellikle amiloid birikimini hedef alan yeni nesil tedaviler konusunda da önemli bilimsel gelişmeler yaşanıyor. Bu tedavilerin uygun hastalarda ve doğru zamanda değerlendirilebilmesi açısından erken ve doğru tanı her zamankinden daha önemli hale geliyor. Erken tanı yalnızca tedavi seçeneklerinin zamanında değerlendirilmesi açısından değil, hastanın geleceğiyle ilgili kararlarını daha sağlıklı bir şekilde alabilmesi, mevcut semptomatik tedavilerden daha etkin yararlanabilmesi ve hasta yakınlarının ihtiyaç duyduğu desteğe daha erken ulaşabilmesi açısından da büyük önem taşıyor. Alzheimer hastalığı hem hasta hem de ailesi için uzun ve zaman zaman oldukça zorlu bir yolculuk olabiliyor. Bu süreçte yalnızca hastalığın kendisini değil, hastanın ve ailesinin yaşam kalitesini de gözetmek gerekiyor. Biz hekimler olarak bilimsel gelişmelerin ışığında doğru tanı, güncel tedavi yaklaşımları ve psikososyal destek ile bu yolculukta hastalarımızın ve ailelerinin yanında olmaya devam ediyoruz. 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü vesilesiyle özellikle şu mesajı vermek istiyorum: Unutkanlığı yaşlılığın kaçınılmaz bir parçası olarak görmeyelim, erken belirtileri önemseyelim ve gerektiğinde zaman kaybetmeden bir uzmana başvuralım.”

 

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:



Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !